Aslan ve Fare Masalı – Küçük Dostun Büyük Yardımı

aslan-ve-fare-masali-kucuk-dostun-buyuk-yardimi

Aslan ve Fare Masalı – Küçük Dostun Büyük Yardımı, Evvel zaman içinde, sıcak Afrika savanlarında, güneşin altın ışınlarının ısıttığı geniş topraklarda, her canlının sözünü dinlediği Aslan yaşardı. O, ormanların kralıydı. Yelesi rüzgârda bir zafer bayrağı gibi dalgalanır, kükreyişi dağları titretirdi. Herkes ondan korkar, saygıda kusur etmezdi. Aslan da bu gücünün farkındaydı ve bazen kendini diğer tüm canlılardan üstün görürdü.

Bir öğle sonrası, kocaman pençelerini uzatmış, derin bir uykuya dalmıştı. Tam o sırada, minik bir Fare, etrafta yiyecek bir şeyler arıyordu. Aslan’ın yelesinin sıcaklığı ve gölgesi onu cezbetti. Hiç tereddüt etmeden, koca yelelerin arasında dolaşmaya, eğlenmeye başladı. O sırada bir dalgalanma oldu ve minik Fare, Aslan’ın burnunun üzerine düştü.

Aslan, bu küçük dokunuşla aniden uyandı. Gözlerini açtığında, burnunun üzerinde minik bir farenin kendine baktığını gördü. Öfkeyle kükredi ve kocaman pençesini kaldırarak Fare’nin üzerine indirmek üzereydi. “Sen kimsin de benim uykumu böyle pervasızca bölersin?” diye gürledi. “Seni küçük bir lokma gibi yerim!”

Fare, titreyerek, yalvaran bir sesle cevap verdi: “Lütfen, ey büyük kral! Beni affet! Sadece oyun oynuyordum. Sana hiçbir zarar vermedim. Belki bir gün, ben de sana bir iyilik yapabilirim. Beni öldürmek sana ne kazandırır ki?”

Aslan, bu küçük yaratığın sözlerine önce çok güldü. Koskoca ormanlar kralına, bu minicik fare nasıl bir iyilik yapabilirdi ki? Bu düşünce o kadar komikti ki, öfkesi dindi ve kahkahaları savana yayıldı. “Peki,” dedi alaycı bir tonla. “Hayatını bağışlıyorum. Gör bakalım, bana o büyük iyiliğini nasıl yapacaksın?” Sonra bir kahkaha daha atıp, minik fareyi serbest bıraktı.

Fare, minik kalbi küt küt atarak, oradan hızla uzaklaştı. Aslan ise olanları çabucak unutup, günlük işlerine devam etti.

Günler sonra, Aslan, savanda av peşinde koştururken, avcıların kurduğu bir ağın içine düştü. Ne kadar çırpınsa, ne kadar kükrese de, güçlü pençeleri ve keskin dişleri o sağlam iplerden onu kurtaramıyordu. Ağ her hareketinde daha da sıkılıyor, onu esir alıyordu. Avcıların zafer çığlıkları yaklaşıyordu. Aslan, tüm gücüne rağmen çaresizdi. İşte o an, küçük Fare’nin sözlerini hatırladı. “Keşke onu dinleseydim,” diye inledi umutsuzca.

Tam o sırada, tanıdık bir ses, “Merak etme ey kral, imdadına yetiştim!” dedi. Aslan şaşkınlıkla etrafına baktı. Minik Fare, ağın yanına gelmişti. “Sözümü tutmaya geldim!” diye cikladı sevinçle.

Hiç vakit kaybetmeden, keskin dişleriyle ağın iplerini kemirmeye başladı. Bir ip, iki ip, beş ip… Minik dişler, büyük bir azimle çalışıyordu. Sonunda, ağda Fare’nin açtığı delik büyüdü ve Aslan, kendini dışarı çekebilecek kadar özgürlüğe kavuştu.

Aslan, özgürlüğünün şükranı içinde, minik Fare’ye bakakaldı. Daha önce onunla alay ettiği için yüzü kızardı. “Sevgili küçük dostum,” dedi, sesi artık alay değil, minnet doluydu. “Seninle alay ettiğim için beni affet. Sen bana çok büyük bir ders verdin. Hiç kimseyi, sırf küçük ve güçsüz diye hafife almamak gerekir. Bugün, senin sayende hayatım kurtuldu. Sana sonsuz teşekkürler.”

Fare ise mutlulukla, “Bir dostluk, asla boyuta veya güce bakılarak ölçülmez, ey kral,” dedi. “Önemli olan, yüreğimizdeki iyilik ve sözümüze olan bağlılığımızdır.”

O günden sonra, Aslan ve Fare, savandaki en yakın dostlar oldular. Aslan, gücünü asla küçümsememeyi, Fare ise cesaretinin ve azminin değerini öğrenmişti.

Bu masalın bize öğrettiği şudur: Kibirin gözleri kör eder, alçakgönüllülük ise gerçek dostlukların kapısını açar. Kimseyi görünüşüne veya o anki durumuna göre yargılamamalıyız. En küçük sandığımız dost, en zor anımızda en büyük yardımımıza koşabilir. İyilik yap denize at, balık bilmezse Halik bilir sözünü hatırlatır bize. Yaptığımız her iyilik, bir gün mutlaka bize geri döner. Tıpkı minik Fare’nin, Aslan’a yaptığı gibi.

Bir önceki yazımızda sizlere Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler Masalı – Gerçek Güzellik hakkında bilgi vermiştik.

Categories:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir