Kadına Şiddet ile İlgili Kompozisyon, Kadına şiddet, insanlığın en büyük ayıplarından biri olup sadece fiziksel saldırıları değil, psikolojik baskıyı, ekonomik kısıtlamayı, sözlü hakaretleri ve sosyal izolasyonu da içinde barındıran çok yönlü bir toplumsal problemdir; ne yazık ki dünyanın birçok yerinde hâlâ kadınlar sırf kadın oldukları için hakarete uğruyor, aşağılanıyor, dövülüyor, tehdit ediliyor ve hatta hayatlarından ediliyor. Oysa kadın, sadece bir birey değil; bir anne, bir evlat, bir eş, bir kardeş, bir öğretmen, bir emekçi, bir toplumun temel direğidir. Bir kadına yapılan her şiddet, aslında bütün insanlığa yapılan bir saldırıdır. Çünkü kadın mutlu değilse aile huzurlu olmaz, aile huzursuzsa toplum da sağlıklı gelişemez. Kadına şiddetin temeli genellikle cehalet, yanlış yetiştirilmiş erkek egosu, gelenek adı altında sürdürülen baskıcı anlayışlar ve yetersiz eğitimden beslenir. Bazı insanlar kadını kendinden aşağı gören hastalıklı bir zihniyete sahiptir; oysa peygamberimiz bile “Cennet annelerin ayakları altındadır” diyerek kadının değerini en yüce sözlerle ifade etmiştir. Kadın bir çiçek değildir sadece korunması gereken; aynı zamanda güçlü bir çınar gibidir, doğru ortam sağlandığında üretir, büyütür, öğretir ve toplumu ileri taşır. Bu nedenle kadına şiddeti sadece cezalarla değil, köklü bir bilinç değişimiyle ortadan kaldırmak gerekir. Çocuklara küçük yaşta saygı, empati ve eşitlik kavramları öğretilmeli; kız çocuklarına cesur olmaları, erkek çocuklarına ise güçlü olmanın kimseyi ezmek değil, korumak olduğu anlatılmalıdır. Devletin yasaları ne kadar sert olursa olsun, zihniyet değişmediği sürece gerçek çözüm sağlanamaz. Bunun için medya, okullar, aileler ve sivil toplum kuruluşları birlikte hareket etmeli; “Şiddete sıfır tolerans” anlayışı her bireye öğretilmelidir. Kadına şiddete tanık olan bir kişi sessiz kalmamalı, “Bu aile meselesi” diyerek duyarsızlaşmamalıdır; çünkü susmak, şiddetin ortağı olmaktır. Kadınlar ise kendilerini çaresiz hissettiklerinde devlet kurumlarından, derneklerden, arkadaşlarından ve çevrelerinden destek istemekten çekinmemelidir. Unutmamak gerekir ki hiçbir kadın yalnız değildir, yalnız bırakılmamalıdır. Kadına saygı gösterilen bir toplumda sevgi vardır, huzur vardır, ilerleme vardır. Kadına şiddetin olmadığı bir dünya, sadece kadınların değil, erkeklerin ve çocukların da daha mutlu olacağı bir dünyadır. Bu nedenle herkes kendi çevresinden başlayarak bu mücadeleye katkı sunmalı; kadınların sadece 8 Mart’ta değil, her gün değerli olduğu hatırlanmalıdır. Kadına şiddetin olmadığı bir toplum, ancak sevgiyle, eğitimle ve toplumsal dayanışmayla inşa edilebilir. Bizler de bu değişimin bir parçası olmalı ve her fırsatta “Kadına el kalkmaz, kadına şiddet insanlık suçudur!” diyebilmeliyiz. Unutmayalım ki bir toplumun gerçek medeniyet seviyesi, kadınlarına gösterdiği saygıyla ölçülür. Kadına şiddetin son bulduğu bir gelecek dileğiyle, hepimiz üzerimize düşeni yapmalı ve bu karanlık sayfayı artık tarihin tozlu raflarına kaldırmalıyız.
Bir önceki yazımızda sizlere İyimserlik ve Kötümserlik ile İlgili Kompozisyon hakkında bilgi vermiştik.







Bir yanıt yazın